Çocuklara nafaka bağlanır mı sorusuna Av. Ömer KARTAL şöyle cevap vermektedir.
(Av. Ömer KARTAL’IN web sitesinden alıntıdır.)
Çocuklara Nafaka Bağlanır Mı?
Kişiler doğal yaşamlarının ve sosyal çevrenin bir gereksinimi olarak evlenirler. Evlilik birliğinde kendilerinden olan bir meyve misali çocuk veya çocuklar yaparlar ve amaçlarını onları büyütmek, iyi şartlarda yetiştirmek için biçimlendirirler. Çocuklar iki bireyin hayatlarında yaptıkları en büyük eserleridir. Bazı durumlarda eşler aralarında olan anlaşmazlık veya sıkıntılardan dolayı ayrılmak ihtiyacı hissederler ve bu karar her iki tarafa da maddi ve manevi bazı külfetler yüklemektedir. Altında kaldıkları manevi yükümlülükleri hatta bazen yıkımları yaşayarak veya uzmanlardan yardım alarak aşmakla birlikte, maddi külfetlerde eğer ki şartlar oluşmuş ise nafaka talep ederek maddi imkanları eşitleme veya başka bir tabirle eski haline yakın bir hal içine sokmaya çalışırlar. Eşler her ne kadar ayrılmış-boşanmış olsalar bile birbirlerine karşı olan yükümlülükleri devam etmektedir. Eğer çocukları var ise altında bulundukları külfet daha da fazla olmaktadır; çünkü o zaman çocuğun üstün yararı denilen bir kavram ortaya çıkmaktadır. Yukarıda bahsedilen nafaka kavramı her ne kadar eşlerin maddi durumları ile alakalı olsa da, velayeti alamamış olan eşin de nafaka yükümlülüğü vardır. Her ne kadar eşler ayrılmış olsalar da bu durumdan çocukların en az şekilde zarar görmeleri hukukumuzda temel olarak alınan husustur.
Hukukumuzda boşanma ile birlikte konuşulması ve karara bağlanabilecek üç adet nafaka türü vardır; bu üç nafaka türü tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası şeklinde adlandırılmıştır. Verilme zamanına veriliş tarzına ve nafaka verilen kişiye göre bahsedilen üç nafaka türünden biri veya birkaçına hükmedilir ve nafaka bağlanması kararına hakim içinde bulunulan şartlar göz önünde bulundurularak karar verir. Nafaka kararı verilirken her ne kadar maddi olarak külfet yüklenilse de nafaka yükümlüsünün yaşamı ve ihtiyaçları da göz önünde bulundurulup nafaka yükümlüsünün de içinde bulunduğu şartlara göre karar vermek gerekir. Bahsettiğimiz üzere nafaka bağlanılan kişiye veya bağlanma zamanına göre farklılıklar gösterir. Üstün yarar kapsamında ve üstün menfaat kapsamında değerlendirilmesi gereken çocukların alabileceği en temel olan ve kanunlarımızda çocuklara özel olarak düzenlenen nafaka türü iştirak nafakasıdır. İştirak nafakası Türk Medeni Kanun 182. maddede ‘’ Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.’’ hükmü ile açıklığa kavuşturulmuş ve hali hazırda uygulama da yerini almıştır. İştirak nafakasıyla ilgili hükmün çocuklar açısından bu şekilde bir ayrıma tabi tutulması, çocukların korunması gereken üstün yararı göz önünde tutularak şekillendirilmiştir. Yani nafaka bağlanması gereken kişiler arasındaki farklılık üstün yarar gözetilerek kanunlarımızda yer almıştır.
İştirak nafakasını kural olarak velayete tabi olan küçüğün velayetini elinde bulunduran eş, velayeti elinde bulundurmayan fakat çocukla alakalı kişisel hakları olan eşten talep eder. Bu talep hakim tarafından karara bağlanır ve hüküm verilir. İştirak nafakasına hükmedilirken, nafaka yükümlüsü olan eşin maddi durumu ve sosyal yaşamı göz önünde bulundurularak karar verilir. Nafaka yükümlülüğü altında olan eşin maddi imkanı nafaka verecek durumda değilse hakim nafakaya hükmedemez. Çünkü her ne kadar velayeti elinde bulundurmayan eşin küçükle ilgili yükümlülüklere katlanması gerekse de eğer ki nafakaya hükmedildiğinde ve nafakayı ödediğinde kendi yaşamını idame ettirebilecek bir gücü kalmayacak ise iştirak nafakasına hükmedilmez. Temel olarak üzerinde durduğumuz konular üstün yarar, yaşam tarzını eski durumuna getirmek olsa da nafaka yükümlüsünün de kanunlarca korunmuş bir yaşamı idame ettirme hakkı vardır. Nafaka yükümlüsü olan kişinin maddi imkanlarının, gelirinin ve yaşantısının gereği olan giderlerinin mahkemece detaylı bir biçimde incelenmesi ve amiyane tabirle kaş yaparken göz çıkartılmaması gerekmektedir. Nafaka talebi boşanma, ayrılık davaları sırasında istenebileceği gibi davalar kesinleşince de istenilebilir. Boşanma davasında, davanın hangi mahkemelerde açılacağı ayrı ayrı açıklandığı gibi iştirak nafakasının da hangi mahkemelerde açılacağı belirlenmiştir. Boşanma davasının açıldığı yerden bağımsız olarak nafaka davası, nafaka alacaklısının yerleşim yerinin bulunduğu muhitte açılmalıdır. Ayrıca iştirak nafakasını talep etmek için illa ki boşanma davasının açılması şart değildir; gerekli olduğu durumlarda ayrılık kararı ile de iştirak nafakası talep edilebilir. Yani belirtilen davaların sonucu olarak kararlaştırılan velayet hükmünde nasıl ki bir tarafa velayet hakkı tanınmışsa ve diğer tarafa da kişisel ilişki hakkı tanınmışsa bu hakların getirmiş olduğu yükümlülükler de vardır ve iştirak nafakası bu yükümlülüklerden birisidir. Yukarıda bahsedildiği gibi nafaka talebi ile nafaka şartları incelenmeye başlar fakat illa ki bir talep olmaması gerekmemektedir. Hakim de re’sen iştirak nafakasına hükmedebilir ve hatta anlaşmalı boşanma davalarında bile hakim anlaşmalı boşanma protokolünü inceleyerek gerekli gördüğü miktarı belirtebilir. Anlaşmalı boşanma protokolünde yer verilmemiş olsa dahi hakim re’sen iştirak nafakasını gözetebilir. İştirak nafakasının miktarı incelikle araştırılmalıdır ve eğer ki birden fazla çocuk var ise her çocuğun gereksinimleri, eğitimi, yaşamı, yaşı gözetilerek karar verilmelidir. Birden çok çocuğun bulunduğu somut olayda tek bir çocuğa göre nafaka bağlanıp diğer çocukların içinde bulunduğu şartlar ve gereksinimler gözetilmeden verilen kararlar, kanunun gereksinimlerini yerine getirememektedir. İştirak nafakasının süresi veya bitmesi çocuğun erginlik yaşına gelmesi, velayetin el değiştirmesi(velayeti elinde bulunduran taraftan gerekli koşullarda diğer tarafa geçmesi), durumlarında sona ermektedir. Fakat eğer ki iştirak nafakası alan küçük ergin olsa bile eğitim hayatına devam ediyorsa iştirak nafakası alma hakkı devam etmektedir ama bu durumda artık ergin olan kişinin kendisinin tekrardan dava açması şarttır.
Saygılarımızla İzmir Dedektiflik A.Ş.
İzmirdedektiflik.com içeriğinde yayınlanan Özel Dedektiflik bilgileri Bilal KARTAL tarafından yazılmıştır. Bu yazıların tüm telif hakları İzmir Dedektiflik Hizmetleri A.Ş ye aittir. Tüm yazı ve içerikler aidiyet tescili bakımından elektronik imzalı zaman damgası ile mühürlenmiştir. Sitemizdeki yazı ve içeriklerin yazılı izin alınmadan bir kısmı veya tamamı kopyalanarak başka web sitesi, yazılı ve görsel yayın organlarında yayınlanması durumda FSEK kapsamında işlem yapılarak her türlü yasal haklarımızı kullanarak 5846 Kanun numaralı FiKiR VE SANAT ESERLERİ KANUNU ile TÜRK CEZA KANUNU İLGİLİ MADDELERİ UYARINCA hukuki ve cezai yasal işlemler başlatılacaktır. Ayrıca tüm site içeriğinde bulunmakta olan Özel Dedektiflik bilgileri uluslararası DMCA fikir hakları sistemi ile korunmakta olup, web sitemizde yayınlanan makaleleri izinsiz olarak kısmen veya tamamen alıntı yapan değiştirerek yayınlayan tüm web sitelerini Google ve benzeri arama motorları sıralama listelerinden süresiz olarak kaldırmaktadır. Diğer kanun maddeleri hukuki makaleler, dilekçeler, hukuki içerik ve bilgiler Sayın avukatların göndermiş olduğu paylaşımlardan, baro dergilerinden, kanun kitaplarından ve hukuki yayın yapan web sitelerinden alınarak okurlarımızla paylaşılan bilgilerdir. Bu bilgilerin sahiplerinden izinsiz olarak kullanılmasıda yasal sorunlarla karşılaşmanıza neden olabilir. Saygılarımızla.